Anasayfa » 2- BEŞİKTAŞ » KAPIYA MANDAL

KAPIYA MANDAL

Pazartesi günkü yazımızda, 90’lı ve 2000’li yıllarda arabalara alarm taktırma modası olduğunu hatırlayıp, bunun hırsızlığa karşı kalıcı bir çözüm olmamakla birlikte, caydırıcı bir yönünün olduğunu; buradan yola çıkarak, yaklaşık 40 yıldır çalınan ve bundan sonra çalınması muhtemel puan ve şampiyonluklarımız için nasıl bir yol haritası izlememiz gerektiği üzerinde durmuştuk. Pazar akşamından beri bakıyorum da dört yıldır hocaya tek laf ettirmeyenler, kendisine fena halde giydirmeye başlamışlar. En çok da biz eleştirdiğimizde, “Kimin adamısın koçum?” “Hoca’ya laf yok” edebiyatına sahip kesim, epeyce köpürmüş. Şimdi gelelim sadede… Şenol Hoca, birinci şampiyonluktan sonra, keyfe keder sistem değiştirdi. Bu değişiklik ta ki Dinamo Kiev maçına kadar devam etti, Kimsenin gıkı çıkmadı. Kimse sen ne yapıyorsun hoca diye sormadı. (Kiev maçlarına kadar geçen süreci izlerseniz, takımın kaç maçta direkten döndüğünü göreceksiniz) Bu keyfe keder uzun top sevdası geçen yıl İnönü’deki 3-0’lık Galatasaray maçı ve ikinci yarının ilk iki maçı hariç aynen devam etti ve şampiyonluğun kaçmasına sebep oldu, yine sesiniz çıkmadı. Şenol Hoca, aynı deplasman derbilerinden korktuğu gibi, isimli topçulardan da korktu. Hem kendisine hem de takımdaki diğer oyunculara karşı özellikle Quaresma’nın ve Caner’in yaptıklarını görmezden geldi. Genç topçuları basın önünde acımasızca eleştirirken, isimli topçulara verdiği tavizlerle takım içi adalet duygusunu yok etti. Yine ses edip, konuşmadınız. Sezon başı hazırlık kampının önemi herkesin malumu. Kampta oturtulmaya çalışılan sistem, bütün bir yıl oynanacak oyuna bir nev-i klavuzluk eder. Kamp boyunca kısa boylu oyun, çok pas ve çok koşuya dayalı, 10 numarasız sistemi çalıştıran hoca, kampın hemen bitimindeki Lazsk maçlarında yine o sevimsiz uzun top oyununu oynattı. Az kalsın rezil oluyorduk. (Bence olduk da siz turu geçtiğimiz için rezil olmadık sandınız) Baktım yine gıkınız çıkmadı! Bu sezonun koca ilk yarısını yine uzun top sevimsizliğiyle heba etti. Yine sesiniz çıkmadı. Zannediyorsunuz ki Burak geldi, işler düzeldi. Burak’ın katkısı elbette inkar edilemeyecek kadar çok ve sevindirici. Ancak Burak’la birlikte hoca 2015’deki tadından yenmeyen kısa oyuna döndü. Burak’a da sürekli havadan uzun top attırsaydı, onun da verimliliğini bugün tartışıyor olacaktınız. Şimdi kalkmışsınız, hem de hakem denen müsveddeden başka hiç kimsenin konuşulmaması gereken bir maçtan sonra,hocayı yerden yere vuruyorsunuz. Yok korkakmış da bilmem neymiş! Geçiniz efendim. Zamanında konuşacaktınız ki işe yarasın. Valide tecavüze uğradıktan sonra kapıya mandal asmanın gereği yok. Haydi kalın sağlıcakla…