Anasayfa » 3- BJK-1 » PASTIRMA YAZI

PASTIRMA YAZI

 


Avcı’nın maça başladığı oyunla, iki farkla öne geçtikten sonra oynattığı oyunun arasında uçurum var. Bu uçurumun nedeni de hocalık egosu. Beşiktaş eğer oyuna başladığı sistemi sürdürseydi maç tarihi bir farkla biterdi.

İstanbul’un pastırma yazları herkesin mâlumu. Havalar tam soğudu derken geçici bir bahar gelir. Yalan olduğunu biliriz ama yine de içimiz ısınır…

Abdullah Avcı pabucun pahalı olduğunu anlayınca, sezon başından beri inat ettiği sisteminden parça parça vazgeçti. Önce dizilişi, sonra pas şekillerini son olarak da mevkiilerin hareket alanlarını düzeltip Antalya maçına çıktı. Antalya maçında da ilk 10 dakika görmek istediğimiz Beşiktaş’ı izledik. Önde basan, kaptığı toplarla oyalanmak yerine dikine net paslarla sonuca odaklanan, savunmadan çıkarken de abuk subuk vakit kaybetmeden Atiba-Elneny istasyonunu kullanarak oyun kuran bir Beşiktaş…

Ne olduysa iki farkla öne geçtikten sonra oldu… Hoca’nın egoları hortladı. Defansta tuhaf oyalanmalar, sağ ve sol bekleri orta göbeğe sokup, sözümona pas alternatifleri yaratmaya çalışmalar(!), ileri üçlüye sürekli rakip ardında koşu yaptırma çabaları… Buna rağmen ilk yarının sonuna kadar kendine gelemeyen Antalya’nın şaşkınlığı sayesinde çokça harcanan pozisyonlar…

Lâkin 15 dakikalık dinlenme ve revize olma Antalya’ya yaramış olacak ki; ikinci yarıda işler olması gerektiği gibi tersine döndü! Az kalsın maç da gidiyordu.

Hâl böykeyken bu maç üç puandan çok daha fazla anlam içerir. Galatasaray maçının devamı olması bir yana, Abdullah Avcı’nın sene başındaki fantezisine zinhar dönmemesi gerektiğini anlattı bu maç. Yani kısacası hocam sana ders olsun. Öne geçince “Biraz da benim dediğim olsun” sevdâsına kapılırsan aldığın maçı verirsin. Önce maç gider, ardından da sen gidersin.

Velhâsıl-ı kelâm yapma hocam. Geç bulduğun doğruyu çabuk kaybetme. Havalar ısınmaya başlamışken, baharları görmek varken, kendine de bize de pastırma yazları yaşatma.

Sevgiyle

Ari Barutoğlu