Anasayfa » 1- 1903 CEMİYETİ » Transfer piyasasında altın kural

Transfer piyasasında altın kural

Her sezon bitiminde futbol düşkünleri için yeni ve heyecanlı bir dönem başlar. Bu heyecanlı bekleyişin ana nedeni ise “Transfer”dir. Taraftarın dört gözle beklediği transfer haberleri gazetelerin manşetlerinden okuyucuya servis edilirken, taraftar çok da kendisine sunulan bu haberlerin doğruluğunu irdeleme ihtiyacı hissetmez. Çünkü bu haberlerin önemli bir kısmının gerçek olmadığının bilincindedir ancak yine debu haberleri görmek ve rüya yıldızların takımının kadrolarını süsleyeceğini düşünmek ona tarifi mümkün olmayan bir keyif verir. Rüya görür hülya kurar. Hatta yapılmayan transferlerden mutsuz bile olmaz. Transferin taraftarı böylesine mest edici ve uyuşturucu bir özelliği vardır ki, takımlarımız bunu ne yazık ki çok iyi kullanıyorlar. Ortaya atılan ya da gazete sayfalarına düşen sayısız futbolcu transferinin nasıl gerçekleşeceği ise ayrı bir muammadır. Adı geçen oyuncuların hangi bütçeye, kaç paraya, nasıl ve şekilde satın alınacağı üzerinde çok da durulmaz. Oysa bu, taraftarın rüyadan uyanması için çalar saatin zilidir, ne var ki, yine de taraftar bu haberleri tüketmeye devam eder. İşte bu tüketim doğal olarak kendi ekonomisini de beraberinde getiriyor. Her gün bir gazetede bir transfer haberiyle karşılaşıyoruz. Bunları olağan karşılamak gerekiyor ama transfere harcanan paralar, içinde yaşadığımız küresel kriz ortamında gerçekten düşündürücü…transfere harcanan milyonlarca Euro, akla bu paraların nasıl ödeneceğini sorusunu da beraberinde getiriyor. Gerçekten de hiçbir fayda maliyet analizi yapılmadan ve finansman kaynağı bulunmadan transfere oluk gibi akıtılan bu paralar, kulüplerimizin başını fena ağrıtacak gibi görünüyor. 1.Transfer piyasasında altın kural bir futbolcuyu değerini bulduğunda satmaktır. Formunun zirvesine çıkmış, yaşı ilerlemeye yüz tutmuş, tam olgunluk çağında ancak hala takım için iş yapan oyunculara talip çıktığında hemen satmak, transferin altın kuralı olarak karşımıza çıkıyor. 2.Sorunlu ama yetenekli futbolcuyu ucuza al, rehabilite et ve değerini bulduğunda sat…(Bu konuda Avrupa’da ve ülkemizde bir çok örnekle karşılaşabiliriz. Örneğin, Beşiktaş’ın asi ve sorunlu, ancak yetenekli oyuncusu Quaresma ya bu kapsamda yaklaşabilir miyiz? 3.Her zaman başkalarının görmediği oyuncuları sapta, onları izle, çok genç yaşta atın al, hatta memleketlerinden ailesiyle birlikte onu kulübe getir, öğrenimini karşıla, ailesine destek ol. (Barcelona’nın bugün ele avuca sığmayan süper bücürü Messi’nin Arjantin’den daha onüç yaşındayken İspanya’ya getirilip, kulübe kazandırılması buna çok tipik örnektir. Bizde ise daha birkaç yıl öncesine kadar geleceğin Maradonası olarak gösterilen ve Barcelona’ya gideceği konuşulan Beşiktaşlı küçük Muhammet acaba şimdi nerde, ne yapıyor? 4.Arsenal’de Arsen Wenger’in gösterdiği cesareti göster. Gerekirse yetenekli “çocuklar”dan kurulu bir takımla mücadele etmeyi göze al. 5.Kesinlikle scouting (Futbolcu izleme-değerlendirme) uygulamasının kulüplerde hayata geçirilmesi ve bu şekilde daha çok genç yaşta, değişik iklimlerdeki oyuncuların takıma kazandırılması. Transfer ekonomisi çok sağlıklı ve sıkı kontrollerle yürütülmesi gereken bir ekonomidir. Bu konuda yapılacak yanlışlıklar, otomatikman kulüplerimizi etkileyecektir. Burada yapılacak hatalı uygulamalar, bir yandan kıt kaynakların heba edilmesini gündeme gelirken; diğer taraftan yetenek havuzumuzdaki gençlerimizin önlerinin kesilmesine de neden oluyor. Özellikle yanlış transferleri en aza indirebilecek scouting uygulamasının kulüplerimizde olmayışı; bu işe gerekli kaynağın ayrılmaması, bizleri çok daha büyük maliyetlere katlanmak durumunda bırakıyor. Federasyon tarafından bir zorunluluk olarak Bu uygulamanın kulüplerin bütçeleri içinde yer alması sağlanmalıdır. SONA CERMAKYAN